Reklam
D Haber

Ahmet Kaya’nın anısına…

“…Beni üşüten tek bir şey var, ben vatansızlıktan üşüyorum…” Bu sözlerin sahibi, Ahmet Kaya. 17 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. “Öldüğümde değil yaşarken anlayın beni…” demişti; fakat onun bu sözünü kimse anlamamıştı. Yaşarken linç ettiler Ahmet Kaya’yı. O Türkiye’nin ‘yorgun demokratı’ydı. Yüreğinde insan sevgisi, dilinde demokrasi hak ve özgürlük kelimeleri vardı. Ancak o demokrasi adına kara lekelerle dolu 90’lı yıllarda yaşamıştı. Bugün bu yürekli adamı saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Ahmet Kaya’nın anısına…
Reklam

“…Beni üşüten tek bir şey var, ben vatansızlıktan üşüyorum…” Bu sözlerin sahibi, Ahmet Kaya. 17 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. “Öldüğümde değil yaşarken anlayın beni…” demişti; fakat onun bu sözünü kimse anlamamıştı. Yaşarken linç ettiler Ahmet Kaya’yı. O Türkiye’nin ‘yorgun demokratı’ydı. Yüreğinde insan sevgisi, dilinde demokrasi hak ve özgürlük kelimeleri vardı. Ancak o demokrasi adına kara lekelerle dolu 90’lı yıllarda yaşamıştı. Bugün bu yürekli adamı saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla.

1957 yılında Malatya’da dünyaya gelen Ahmet Kaya, 43 yaşında gurbette hayatını kaybetmişti. Kaya, yaşasaydı bugün 60 yaşına olacaktı. Attilâ İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok şairin şiirlerini besteleyen sanatçı, hayatı boyunca toplam 22 albüm yayınladı.

Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957’de Malatya’da, Adıyaman’dan Malatya’ya iş için göç etmiş Kürt kökenli bir baba ile Erzurumlu bir Türk annenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Sümerbank fabrikasında mensucat işçisiydi. Altı yaşında iken babası ona bir bağlama getirdi. İlkokulu Malatya’da okudu. Okuldan arta kalan zamanlarda ve yaz tatillerinde, ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalıştı. Dokuz yaşına geldiğinde babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde kendini sahnede buldu.

“Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya, bu hep böyle, böyle gider mi?”

Ahmet Kaya, ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle okulu bıraktı ve işportacılık, çıraklık gibi çeşitli vasıfsız işlerde çalıştı. Liseyi dışarıdan bitirmeye karar verdi ve Eğitim Enstitüsü’nün Keman bölümüne girdi.

16 yaşında yasak afiş basmaktan hapse atıldı. Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği’nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Kendi başına öğrendiği için herhangi bir metoda ya da öğretiye uymamaktadır Ahmet’in çalış biçimi.

“Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe”

1978 yılında Gelibolu’da askerlik yaptı, bu arada orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu.

RUHİ SU BESTELERİ

O dönem, hayranı olduğu Ruhi Su’nun Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir dinletisine giden Ahmet Kaya, dinletiden sonra bir yolunu bulup “Usta”nın yanına ulaşmayı başarır. “Ruhi Su besteleri”ni kendisinin nasıl yorumladığını göstermek ister Ruhi Usta’ya. Ruhi Usta’nın en bilinen eserlerinden “Mahsus mahal” isimli şarkıyı çalar. Usta, şarkıyı yarıda kesip bağlamayı Ahmet’in elinden alır ve kızarak “Öyle at teper gibi bağlama çalınmaz, kavga edilmez bağlamayla, bağlama ile meşk edilir.” der. Ahmet, şaşkınlıkla oradan uzaklaşır; ama tabii ki bildiğini yapmaya devam eder.

“Sakin göllerin kuğusuyduk, salınarak suyun yanağında. Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor yüreğim kanıyor. Olmasaydı sonumuz böyle.”

Çok sonraları birkaç arkadaşının yardımıyla Hodri Meydan Kültür Merkezi ve Bilsak’ta dinleti düzenler ve afişlerinde de Ruhi Usta’nın kendine söylediği cümleye gönderme yapar: “Bağlama Böyle de Çalınır!”

28 yaşında 1985 yılına geldiğinde ‘Zamanıdır’ deyip şarkılarını alıp Unkapanı’nın yolunu tutar. Hiçbir kategoriye girmeyen bu müziğe kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Hatta yayımlandığı yıl albüm toplatılır, fakat daha sonra sansürü kaldırılır. İlk albümü “Ağlama bebeğim”, ikinci albümü “Acılara Tutunmak” olarak piyasaya çıkar.

“Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.”

İkinci albümü yayınlandıktan sonra 1985 yılında Gülten Hayaloğlu ile evlenir. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkum olan Nevzat Çelik’in “Şafak Türküsü” şiirini Ahmet Kaya’ya iletir. Ahmet Kaya, 1986’da piyasaya çıkan “Şafak Türküsü” albümü ile geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan atılımını yapar. 1986 yıl sonuna doğru da “An Gelir” albümünü yayımlar. Albümde hemen tüm besteler kendisine aittir.

YUSUF HAYALOĞLU VE ŞİİRLERİYLE TANIŞIR

Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu’na ait olduğu “Yorgun Demokrat” isimli albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu’nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan “Başkaldırıyorum” albümü yapılır. 1989 yılında “İyimser Bir Gül” albümünü yapar. 1990 Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan “Sevgi Duvarı” isimli albümünü çıkartır.

Hani Benim Gençliğim, Yorgun Demokrat, Yüreğim Kanıyor, Başkaldırıyorum, Adı Bahtiyar, İyimser Bir Gül, Başım Belada, Dokunma Yanarsın, Biz Üç Kişiydik, Beni Vur, Giderim, Nereden Bileceksiniz gibi Ahmet Kaya’nın en popüler şarkıları Yusuf Hayaloğlu’nun imzasını taşıyordu.

Ağlama Bebeğim(1985): Suskun, Maviye Çalar Gözlerin, Hasretinden Prangalar Eskittim. Başım Belada(1991): Oy Havar (Ahmed Arif imzasıyla)

Onlarla konuşmuyordum; çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: ‘Biraz seninle konuşsak beş dakika, kaçıyorsun hep…’ Bana dedi ki: ‘Rica ederim.’ Öyle bir ağrıma gitti ki: ‘Ben de sana rica ederim,’ dedim… Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.

AVRUPA’NIN HER ÜLKESİNDE YARDIM KONSERLERİ VERİR

Ahmet Kaya’nın dünya üzerinde en çok merak ettiği ülkelerden biri Küba’dır. Küba’da birçok sanatçıyla ve hükümet görevlisiyle tanışır Ahmet. Dönüşte Küba’nın ünlü Tropicana grubunun bir kısmını Türkiye’ye davet eder. Davet üzerine Türkiye’ye gelen Tropicana’dan dokuz kişilik bir ekibi kendi evinde de misafir eder Ahmet ve gelirinin tamamı Kübalı çocuklara kalmak üzere on altı konserlik bir turne yaparlar. Bu dönemde Ahmet Kaya, Bosnalı çocuklar için, Danimarkalı işçiler için yapılan konserlere katılır. Avrupa’nın hemen her ülkesinde çeşitli yardım konserleri verir.

“Köpeklerimden, kuşumdan, yavrumdan cayar giderim. Senden aldığım ne varsa yerine koyar giderim.”

İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Pop, Türk Halk Müziği ve Arabesk kategorisine dahil edilemediği için müzikal türüne Devrimci Arabesk de deniliyordu. Fakat kendisi müzik tarzının Devrimci Arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıktı. Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber, Attila İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de besteledi. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi. Yirmi iki albümünden sadece Kervan diye bir kürtçe şarkısı vardır ve bir tane de kürtçe açılış vardır.

Türkiye’de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkâr etmedi ve mücadele etti.

10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: “Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.” dedi. Bunun sözleri üzerine davetlilerin bir kısmı tepki gösterip, küfür etmeye ve kendisine çeşitli eşyalar fırlatmaya başladılar. Kaya, MGD görevlileri tarafından kongre salonundan yaşanan arbede sırasında dışarıya çıkartıldı.

“Oysa ben bu gece, yüreğim elimde, sana bir sırrımı söyleyecektim.”

Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya’nın 1993 yılında Berlin’de Kürt İşadamları Derneği’nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet gazetesinde yayınlanması üzerine “bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Haziran 1999’da Türkiye’den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Ancak yurt dışında olduğu için hapse girmedi. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.

Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 yılında “Hoşçakalın Gözüm” isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris’in Porte de Versailles semtindeki evinde kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Ahmet Kaya’nın kabri halen Paris’in Père Lachaise Mezarlığı’nda.

Ölümünden sonra, 2002 yılında Ahmet Kaya’nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği “Dinle Sevgili Ülkem” isimli bir albümü yayımlandı.

AHMET KAYA VE BAŞÖRTÜSÜ KONUŞMASI

1998’de Ahmet Kaya, Ayseli Göksoy ‘un, “Bu ülkede hiç kimse inançlarından ötürü bir baskıya maruz kalmıyor. Başörtülü öğrenciler siyasi maksatla örtünüyorlar” şeklindeki sözlerini şöyle cevaplamıştı:

“Müslüman bir ailenin çocuğuyum. Hiç kimse de annemin başörtüsüne el uzatamaz! Türkiye’de başörtüsüne karşı sürdürülen yasaklama alanı yavaş yavaş genişletiliyor… Bu yasaklamanın sokaklarda dolaşmaya kadar bile vardırılacağı endişesini taşıyorum… Bunu bildiğim için, Annemin başörtüsüne kimse karışamaz ve el uzatamaz, bu yapılırsa gerekli önlemleri alırım.

Halkı yüzde 99 Müslüman olan bir ülkede Müslümanlara karşı uygulanan bu baskıların haklılığını ve yasallığını kimse savunamaz. Sayın Ayseli Göksoy’a sesleniyorum; Ben, inanca saygıyı, düşünceye özgürlüğü savunuyorum. Siz neden savunmuyorsunuz? Sizler Meclis’te sohbet etmekten başka bir iş yapmıyorsunuz. Sokak anneleri ile başörtülü öğrenciler, saçlarından tutularak coplanıyorlar, siz ise sadece seyrediyorsunuz. Televizyonlardaki bu görüntüler sizi rahatsız etmiyor mu? Sizin attığınız bu nutuklar milleti bıktırdı. Buna bir son verin. Bu görüntüler sizi rahatsız etmiyorsa sohbetlerinize devam edin ve televizyonlarınızı çekirdeklerinizi çıtlatarak seyretmeyi sürdürün. Sizler rahatınıza bakın, hiçbir şeye karışmayın. Bu ülkenin bölünmesine bizler izin vermeyiz.”

AHMET KAYA ERDOĞAN’I YALNIZ BIRAKMAMIŞTI

“Şarkı, şiir söyleyen insanların tutuklanmayacağı Cumhuriyet’lerde görüşmek üzere…”

Başbakan Erdoğan 1999 yılında okuduğu bir şiir yüzünden hapse mahkûm edilmişti. Erdoğan son konuşmasını Cumhuriyet kutlamasında yaptı ve İstanbul Belediye Başkanlığı’na veda etti.

Ahmet Kaya’nın Erdoğan’ı uğurlama konuşması duygu dolu anların yaşanmasına sebep olmuştu. Kaya’nın konuşmasının arkasından söylediği şarkı sırasında Tayyip Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı.

Erdoğan, “Köşe yazarları Ahmet Kaya’ya neler yaptılar. Salondan zor kaçırıldı. Aynı Ahmet Kaya, beni Pınarhisar’a uğurlayanlardan birisiydi” diyerek o anlarda yaşadığı duyguyu şöyle anlatıyor:

“Coşku içerisinde sanatını icra ederken, mesajları da en güzel şekilde verdi. Biz de o duygu dolu veda töreninde Ahmet Kaya’yı dinledik. Bugün onu savunduklarını söyleyenler, ona çok şeyler yaptılar. Otelin arka kapılarından kaçırdılar Ahmet Kaya’yı. Sanatçıyı, sanatı sevdiklerini söyleyenler, bugün değişik yerlerde meydanlarda bu şekilde nutuk atanlar, o gün onun karşısına dikilenlerdi. Ben ne zaman kendisini nereye davet ettiysem geldi ve o veda gününde de o tablonun içerisinde yerini aldı.”

Saygı, sevgi ve rahmetle…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ