BABALAR; KATI YÜREKLİ OLABİLİR Mİ?..

Şerafettin Özdemir

” Lokman, oğluna öğüt vererek; Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma ! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.” ( Lokman sûresi, âyet 13 )

” Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. ( İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.” ( Lokman sûresi, âyet 14 )

” Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi ( körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa , onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin . Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size , yapmış olduklarınızı haber veririm.” ( Lokman sûresi, âyet 15 )

Gerçekten, hiç bir aklı başında babanın, katı yürekli, vicdansız, merhametsiz ola bilmesi mümkün değildir.. Hele, inançlı, imanlı, ehli Kur’an bir babanın bu minval üzere olabilmesi düşünüle bilinir mi?

Ancak, evlatlar, Kur’anî emirlere mugayir, ters yaşam içerisinde bulunursa, onlara karşı tavrını ortaya koyması, emri bil maruf, nehyi anil münker görevini yapması bir zarurettir. Dolayısıyla;

” Kur’an’ın, Lokman’ın oğluna verdiği öğütlere yer vermesi çok mânidardır. Lokman çocuğuna ” Ya büneyye!” diye seslenmektedir. ” Oğulcuğum!” ( Lokman, 13 ). Lokman’ın öğütlerine bakılırsa, oğlunun bu öğütleri anlayacak bir çağda olduğunu kabul edebiliriz.

Lokman’ın bu küçük oğluna verdiği öğütleri bugün Müslüman anne-babalar, ‘ ezilmesin’ diye, kocaman çocuklarından da esirgemektedirler. Lokman, oğlundan üniversiteler değil şunları bekliyordu:

“Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma, Allah’a şükredici ol; ana-babana iyi davran, onlara minnettâr ol; eğer ana-baban sana cahilce Allah’a şirk koşmayı ( İslam dışı bir hayatı) dayatırlarsa onlara itaat etme, ama yine de ana-babanla dünyada iyi geçin; Allah’a yönelenlerin yoluna uy; susam tanesi kadar bile olsa iyilik yap, sanma ki Allah onu ortaya çıkartmayacaktır; namazı kıl; mârufu emret, münkerden nehyet; başına gelenlere sabret; insanlara karşı kibirli, ukalâ , şımarık olma, mütevazi ve edepli ol; davranışlarında tabii ol; sesinle ve seslerle çevreni rahatsız etme, en çirkin ses eşek sesidir!” ( Lokman sûresi, âyet 13-19 )

Bunlar, muallim Lokman’ın, oğluna verdiği derslerin müfredatıdır. Lokman’ın, oğulcuğunu güdülediği, ‘ iyi bir gelecek’ bu proğramı kapsıyordu.

Lokman çocuğuna küçük değil, çok kısa bir süre sonrasının büyüğü olarak bakmış ve onu Allah’ı razı edecek amellerle yönlendirmeye çalışmıştır.

Lokman oğlunu açıkça etkilemekte, ‘ islamcı’ bir çizgiye yöneltmekte, kafasını, kalbini ve aklını dini telakkilerle doldurmaya çalışmaktadır. Bu da Lokman’ın eğitim anlayışıdır.” ( İktibas Dergisi, Mart 2008, M. Durmuş, sayfa 22-23 )

Yani, bu günkü çağımızın babaları gibi, ” oğlum, diplomanı al, üniversiteyi bitir, mühendis ol, kariyer sahibi ol, maaşı dolu bir işe gir, sonra da, evlendirelim” sözünü ağızlarından düşürmezler.

Yani, ” Oğlum, dinini öğren, İslam’ın emirlerini yaşa, Kur’an’la otur, Kur’an’la kalk” tembihi hiç semtlerine uğramaz, onları adeta birer dünyevi bireyler olarak yetiştirirler.

Belki de, bendeniz de öylesi birisiyim. Dört kızımı İHL. de başarılı birer öğrenci olarak yetiştirdim. Kur’an okumalarına gayret gösterdim. Arları, namusları ile evlendirdim, şimdiler de, çoluk çocuğa karıştılar. Ama, İslam ve Kur’an üzere yaşıyorlar mı?..

Anadolu insanı olduğum için biricik oğlum Fatih’in üzerine titredim.. Dürüst, düzgün, namuslu ama, Kur’an’ın istediği bir kişiliğe sahip midir? Dolayısıyla,

” Babalar; katı yürekli ola bilir mi?” sorusuna cevap verecek olursam, kat’iyyen, bir babanın, bir annenin katı, merhametsiz olması düşünülemez.

Şimdiler de, ” doğduğun yer değil, doyduğun yed vatanın” hesabı ile, gurbetin acı kahrını ailece çekmekteyiz.. Çok şükür, imkan nisbetinde Kur’an eri olmaya gayret ediyorum. Okumakla meşgulüm, Fırsat buldukça da yazmakla!…

Netice olarak;

Keşke!.. Tüm babalar, Lokman (as) gibi kibar, merhametli, sevecen, lütufkâr olabilseydi?.. Nerede, nerede!..

Evlatların; tahsilli, diplomalı, kariyer sahibi olmasını isterken, Kur’an’la arasında bir mesafe var mı, yok mu, İslam’ın emirlerini yerine getirmeye ne kadar ihtimam gösteriyor? Araştırmasını yapmıyoruz..

Bazan da, oğulların, yapmış oldukları ” Nehy-i Münker”e aldırış etmeyip, “gençtir”, “delikanlıdır”, “şimdilik yapsın”, “sigarasını içsin”, düğünlerde, eğlencesine, halay çekmesine, müzik eşliğinde ritm yapmasına, göz yuma biliyoruz!.. Oysa,

Gençlik; bulunmaz bir imkân, boşa harcanmayacak bir nimet, değerlendirilecek, yaşanacak bir zaman dilimidir.. Gencin alnı secdeli olması, Rabba kullukta bulunması, her türlü şirke, hurafeye karşı çıkması gençlikte yaşanacak, hayatta tatbik edilecek bir zamandır.

Gönlümüz istiyor ki, her gencin bir kütüphanesi bulunsun, ” Kur’an Müslümanlığı” safında yer alsın, güncel politikalardan uzak, Allah’ın emrettiği şekilde yaşasın!,, İşte,

Tüm bunlar gerçekleşmiş olursa, ” Babalar; katı yürekli olabilir mi?” sorusuna, ” Olamaz!” cevabını veriyorum.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir