Reklam
D Haber

Miraç Kandili Ne Zaman ve Neler yapılabilir?

Kandiller zincirinden Miraç Kandili yaklaşıyor. 13 Nisan Cuma akşamı idrak edeceğimiz bu kandili nasıl değerlendirebiliriz?

Miraç Kandili Ne Zaman ve Neler yapılabilir?
  • Manşet / Vaaz
  • 10 Nisan 2018
  • Miraç Kandili Ne Zaman ve Neler yapılabilir? için yorumlar kapalı
Reklam

Üç ayların içerisinde yer alan ve Müslümanlar için önemli ibadet günlerinden biri olan Miraç Kandili ne zaman olacak? İbadetlerine yön vermek isteyenler 2018 Miraç kandilinin hangi güne denk geldiğini merak ediyor. Peki Duaların ve ibadetlerin sıklaşacağı, İslam Ümmeti’nin hep birlikte coşkuyla karşılayacağı, işlenen sevapların katlanacağı Mübarek Miraç Kandili’ne kaç gün kaldı? Kandil Nisan ayının tam kaçında olacak? İşte Miraç Kandilini ibadetlerle geçirmek isteyenler için 2018 tüm kandil tarihleri

Miraç kandili 13 Nisan 2018 tarihinde idrak edilecek. Ayrıca Miraç kandili Recep ayının 27. gecesine denk gelmektedir.

2018 Kandil ve Mübarek Geceler

5 Recep 1439 Regaib Kandili 22/23 Mart 2018 Per/Cum
27 Recep 1439 Miraç Kandili 13/14 Nisan 2018 Cum/Ct
15 Şaban 1439 Berat Kandili 30 Nisan/01 Mayıs 2018 Pt/Sal
27 Ramazan 1439 Kadir Gecesi 10/11 Haziran 2018 Paz/Pt
12 Rebîulevvel 1440 Mevlid Kandili 19/20 Kasım 2018 Pt/Sal

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

İSRA VE MİRAÇ

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cağfer Karadaş’ın verdiği bilgilere göre, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) İsra ve Miraç mucizesi Kur’an’da açık olarak sadece İsra kısmıyla yer alır. Hadislerde ise hem başlangıcında birtakım ilave bilgiler hem de devamında yani Kudüs durağı sonrasında göklere doğru gerçekleşen bir Miraç hadisesinden bahsedilir.

Buhari-Müslim ortak rivayetini eksen alarak Miraç hadisesini şöyle özetlemek mümkündür: “Peygamberimiz (s.a.s.) Mekke’de uyku ile uyanıklık arasında bir hâlde iken Cebrail ve bazı melekler geldiler göğsünden itibaren iç bölgesini açtılar, zemzem ile yıkadılar ve hikmet ve imanla doldurdular. (bk. Erdinç Ahatlı, Peygamberlik ve Hz. Muhammed’in Peygamberliği, Ankara 2007, s. 150-170.) Burak adı verilen bir binekle Kudüs’e götürdüler. Peygamberimiz orada bütün peygamberlere namaz kıldırdı. Bazı rivayetlerde burada peygamberimize süt, su, bal sunuldu ve bunlardan birini tercih etmesi istendi. Peygamberimiz sütü tercih etti. Bunun üzerine Cebrail fıtratı ve hikmeti tercih ettiğini müjdeledi. Ardından yedi kat göğü kapsayan Miraç yolculuğu başladı. Bazı rivayetlerde bu yolculuk miraç adı verilen bir araçla gerçekleşti.

Birinci gökte Hz. Âdem, ikinci gökte Hz. İsa, üçüncü gökte Hz. Yusuf, dördüncü gökte Hz. İdris, beşinci gökte Hz. Harun, altıncı gökte Hz. Musa, yedinci gökte ise Hz. İbrahim ile karşılaştı ve selamlaştı.

Ardından binlerce meleğin her yıl ibadet yaptıkları el-Beytü’l-Ma’mur’a uğradı, buradan kendisinden başka kimsenin geçemeyeceği durak olan es-Sidretü’l-Münteha’ya yükseltildi. Miraç esnasında namaz farz kılındı.

Aynı gece içerisinde Peygamberimiz Mekke’ye döndü ve o günün sabahında bu olayı halka anlattı. Bütün müşrikler bunu yalanlayıp reddettiler hatta daha ileri gidip alay konusu yapmak istediler. Çünkü o günün şartlarında Mekke-Kudüs arası 40 günlük bir mesafe idi ve bir kişinin bir gecede oraya gidip gelmesi muhtemel ve mümkün değildi. Bunu öyle bir algı operasyonuna dönüştürdüler ki, netice bazı zayıf iradeli Müslümanlar dinden döndü. Müşriklerin bütün umudu Hz. Ebubekir’i de ikna etmekti. Derhal onun yanına koştular ve olayı müstehzi bir şekilde anlattılar ve kendilerine göre şu can alıcı soruyu sordular: Buna da inanabilir misin? Hz. Ebubekir’in cevabı “Ben ondan daha fazlasına inanmışım, onun göklerden haber almasını tasdik etmişim, buna mı inanmayacağım?” şeklinde oldu. Bir rivayete göre Hz. Ebubekir bir başka rivayete göre ise müşrikler içinden Kudüs’ü daha önce görmüş olanlar Hz. Peygamber’den bilgi istediler. Peygamberimiz gözünün önüne gelen Kudüs manzarası ile sorulan bütün sorulara doğru bir şekilde cevap verdi. Ancak müşrikler söylenenleri doğru bulmalarına rağmen, gerçekleşen bu olayı, açık bir sihir olarak niteleme yoluna gittiler. (bk. Mukatil b. Süleyman, Tefsîr, II, 246; Hud b. Muhakkem el-Huvvârî, Tefsîru Kitabi’l-lahi’l-Aziz, II, 397-407; Zemahşerî, el-Keşşâf, II, 705-706; Fahreddîn er-Razî, et-Tefsîru’l-Kebîr, XX, 146-147; el-Mufaddal Felevânî, es-Sîratü’l-Müyesserâ Sîretü İbn Hişam, Kahire 1434/2013, Daru’s-Selâm, s. 155-161.)

Sebep ve hikmeti

Ayette İsra’nın sebebi, Yüce Allah’ın azamet ve kudret ayetlerini göstermek şeklinde bildirilir. İlk siyer müelliflerinden İbn İshak’a göre İsra ve Miraç hadisesinin sebebi, İslam’ın Mekke ve civar kabileler arasında yayıldığı bir sırada hem Müslümanları hem de inanmayanları çetin bir sınamaya ve samimiyet testine tabi tutmak için Hz. Peygambere böyle bir mucizenin verilmesidir. Nitekim bu olay inananlar için bir hidayet ve rahmet vesilesi olmuştur. (İbn İshâk, Sîretü İbn İshâk, nşr. Muhammed Hamidullah, Konya 1401/1981, s. 274.) Kâdî İyaz’ın naklettiğine göre ise olayın hikmeti Yüce Allah’ın insanı hayretler içinde bırakan azametini ve celalini göstermek, Hz. Peygamber’i onurlandırmak ve ona İsra ile bir ikramda bulunmaktır. (Kâdî İyâz, eş-Şifâ, s. 151.)

Hadisenin hicretten bir yıl önce vuku bulduğu hesaba katılırsa, Hz. Peygamber’in en zor döneminde bunun bir teselli ikramı olduğu söylenebilir. Çünkü o yıllarda Hz. Peygamber en büyük hâmisi olan amcası Ebu Talip’i ve yegâne sığınağı ve hayat arkadaşı Hz. Hatice validemizi kaybetmiş, müşriklerin ambargosuna maruz kalmış ve Mekke’den çıkış için bir yer bulma arzu ve arayışındadır. Hicret için ilk düşündüğü yer olan Taif’ten büyük bir üzüntü ve eziyete maruz kalarak dönmesi bu zorluklara âdeta tuz-biber olmuştur.

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Zamanı ve mekânı

İsra ve Mirac’ın zamanı ve mekânı konusunda oldukça fazla ihtilaf bulunmaktadır. Sahabeden Hz. Enes ve tabiinden Hasan el-Basri, hâdisenin peygamberlikten önce olduğunu ileri sürerken çoğunluk, olayın Mekke döneminde hicretten bir yıl önce vuku bulduğu bilgisini vermektedir. Öte yandan İsra ve Mirac’ın bir değil birkaç kez gerçekleştiğini iddia edenler de bulunmaktadır. Bu olay ile ilişkilendirilen beş vakit namazın farz kılınması göz önüne alındığında hicretten bir yıl önce olduğu şeklindeki kanaatin daha isabetli olduğu aşikârdır. (Zemahşerî, el-Keşşâf, II, 706; Mansur Ali Nasıf, et-Tâc, I, 257-263; Muhammed Fuad Abdulbaki, el-Lü’lü ve’l-Mercân, I, 35-39.)

Mekân konusunda genel kanaat bu hâdisenin Hz. Peygamber (s.a.s.) Mescid-i Haram içerisinde iken vuku bulduğu yönündedir. Çoğunluk rivayetler Hz. Peygamber Kâbe’nin yanında Hicr bölgesinde uyurken yolculuk gerçekleşmiştir. Hz. Peygamber’in amca kızı olan Ümmü Hânî’den gelen bir rivayete göre ise, hâdise onun evinde uyuduğu bir gece gerçekleşmiş ve sabahleyin bizzat Peygamberimiz bunu ona anlatmıştır. Ümmü Hânî’nin evi zaten Harem sınırları içinde bulunduğu için hâdisenin geçtiği yer yine de Harem bölgesidir.

Hâdisenin ilk durağı yani İsra kısmının varış noktası, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dır. Fahreddin Razi’nin dikkat çektiği bir husus da: ‘Acaba Hz. Peygamber Mescid-i Aksa’nın içine girmiş midir girmemiş midir?’ Çünkü ayette “Mescid-i Aksa’ya kadar” ifadesi Mescid’e kadar gittiği, ama içeri girmediği izlenimini vermektedir.

Öte yandan burada kastedilen yer, İliya bölgesinde bulunan Beyt-i Makdis’tir. O dönemde orada Mescid’in olup olmadığı tam belli değildir. Nitekim sahabeden Huzeyfe b. Yeman Hz. Peygamber’in Mescid-i Aksa’ya girmediği görüşündedir. Zemahşeri ise orada mescit bulunmadığından Kur’an’da geçen Mescid-i Aksa’nın Beyt-i Makdis olduğunu ileri sürer. Ancak bu konudaki hadislerin neredeyse tamamında Hz. Peygamber’in diğer peygamberlere namaz kıldırdığı bilgisinden hareketle, en azından orada namaz kılınacak bir yerin bulunduğunu var saymak gerekir. Bu yerin de Hz. Süleyman’ın yaptırdığı mescidin kalıntıları veya eskiden mescidin bulunduğu yer olması kuvvetle muhtemeldir. (İbn İshâk, Sîretü İbn İshâk, s. 274; Zemahşerî, el-Keşşâf, II, 706; Fahreddîn er-Razî, Tefsîr, XX, 146-147.)

Mirac’ın diğer durakları ise hadislerde geçtiği ve yukarıda ifade edildiği şekliyle yedi kat göktür. Yedinci kat gökte Hz. İbrahim’in duvarına yaslanmış vaziyette oturduğu Beyt-i Mamur denilen yere Hz. Peygamber uğramıştır. Beyt-i Mamur, hadislerdeki tasvire göre her gün 70 bin meleğin ziyaret ettiği meleklere ait bir ibadet ve zikir mekânıdır. Buradan es-Sidretü’l-Münteha’ya yükseltilmiştir. es-Sidretü’l-Münteha, müttefekun aleyh rivayetlerde yedinci kat gökte, bazı rivayetlerde ise altıncı kat göktedir. (Buharî, “Bed’ü’-Halk” 6; Müslim, “İmân” 103; Ebü’l-Leys es-Semerkandî, Tefsîru’s-Semerkandî, nşr. Ali el-Mevhud, Ali el-Muavvad, Beyrut 1427/2006, III, 290; Kadî İyâz, eş-Şifâ, s. 142. Ayrıntılar için bk. Yaşar Kandemir, Şifa-i Şerif Şerhi, I, 370-384.)

Hz. Peygamber’in tüm hayatını mucizelere boğmak, her hâl ve hareketinde olağanüstülükler aramak, Kur’an’da üsve-i hasene olarak nitelenen Hz. Peygamber’i insanlara örnek olmaktan uzaklaştırır. Bunun tersi olan hayatındaki mucizeleri yok saymak ise, peygamberliğini gölgeler. Zira Hz. Âdem’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) kadar tüm peygamberler için birtakım olağanüstülükler Kur’an ve sünnette bildirilmiştir. Kelam âlimleri de mucizeyi, peygamberin ilahî buyruk ile görevlendirildiğinin en önemli delili saymışlar ve peygamberi mucize ile desteklenmiş kişi şeklinde tanımlamışlardır. Kaldı ki bir peygamberin hayatındaki bütün mucizeler yok sayılsa bile, ilahî alandan vahiy alması başlı başına bir mucize olarak yeterlidir. Hz. Ebubekir’in müşriklere söylediği “Ben bundan daha fazlasına inanmışım. Onun göklerden haber almasını tasdik etmişim, buna mı inanmayacağım?” sözü, tam da bunu ifade eder.

İsra ve Miraç, Hz. Peygamber’in hayatında gerçekleşmiş olağanüstü bir hâdisedir. Bunun mümkün olduğu aklen kabul edilebilir, gerçekliği ise İsra suresi 1. ayeti ve birçok sahih hadisle de sabittir, dolayısıyla ne imkânında ne de gerçekliğinde şüphe bulunmaktadır. Âlimlerin genel kanaati, Kur’an’da açık olarak geçmesi sebebiyle İsra’ya iman vacip, sübut bakımından katiyet ifade etmediği için zannî delil sayılan ahad haberlere dayanması sebebiyle Mirac’a iman vacip değildir. Ancak ümmetin çoğunluğunun kanaati Mirac’ın da hak olduğu yönündedir. Nitekim ümmetin zihninde ve söyleminde Miraç öne çıkmış, İsra ise içerisinde değerlendirilmiştir. Nitekim ülkemizde halk bu olayı Miraç kelimesi üzerinden bilir ve konuşur.

MİRAÇ KANDİLİ NE ZAMAN?

Müslümanların önemsediği günlerin başında gelen ve  Miraç Kandili 13 Nisan 2018 Cuma günü ve gecesi ihya edilecektir.

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

MİRAÇ GECESİ NELER YAPILMALI?

Mi’raç Gecesi: Receb ayinin 27.nci gecesidir. Yatsi namazindan sonra 12 rek’at namaz kilinir. 2 rek’atte bir selâm verilir. Her rek’atte 1 Fâtiha-i Serîfe, 10 Ihlâs-i Serîf okunur. Namazdan sonra; 100 defa”Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber, ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim” 100 defa istigfar, 100 defa salâvat-i serîfe okunur.

10 gün 100 defa “Sübhanallahü hayyül Kayyum”

10 gün 100 defa “Sübhanallahü ehadüs Samed”

10 gün 100 defa “Sübhanallahü gafurur Rahiym” zikirlerini yapmak müstehaptir.

* Kur’ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur’ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

* Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

* Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

* Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

* Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

* Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

* Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

* Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

* Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

* Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

* Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

* Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

* O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

* Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli;

* Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

* Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

* Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

* Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

* Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

BERAT KANDİLİ VE MEVLİD KANDİLİ NE ZAMAN?

15 Şaban 1439 Berat Kandili 30 Nisan/01 Mayıs 2018 Pt/Sal

12 Rebîulevvel 1440 Mevlid Kandili 19/20 Kasım 2018 Pt/Sal

2018 RAMAZAN AYI NE ZAMAN?

Ramazan orucu 2018ne zaman denk geliyor? Binlerce kişi bunu merak ediyor… Oruç ibadetini yapmak isteyenler gözünü Ramazan ayının başlangıç ve bitiş tarihine çevirdi.

İslam’ın beş esasından biri olan Ramazan ayında oruç tutmak Müslümanlar için en önemli ibadetlerden biridir. Oruç, niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (yani imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsî ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Peki 2018 yılı Ramazan ayı ne zaman? Oruç hangi ayda başlayıp hangi ayda bitecek?

Bu sene Ramazan (Oruç) ayı 15 Mayıs Salı günü itibariyle başlayacak ve 14 Haziran Çarşamba günü sona erecek. Oruç ibadetini yerine getirmek isteyenler bu tarihler arasında oruçlarını tutabilecek ve ibadetlerini yerine getirebilecek.

Diyanetliler Platformu  Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Dini Haberler Grup sayfamıza katılmak için >>> TIKLAYINIZ

Diyanet Duyurular Sayfamız için TIKLAYINIZ

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ